Başlık felan

Buraya da ne istersek yazabiliyormuşuz. Vay anasını.

Çürüy

Biraz da sağlıksızlaşalım.

huzur köpekte

ne sokaktan geçerim ne köpekten

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

Wednesday, February 1, 2012

jeff harris

vay anasını sayın seyirciler, işte bir bildiğimiz hayat var ya da başka türlü bir hayat, çoğunlukla okuyup izlediğimiz türden, belki bizim de olur eğer yeterince azimli çocuklar olursak.

vimeo'dan ısrarla isteyiniz.

http://vimeo.com/34525164


Lambaya

Barış Manço - 1971

Tuesday, January 31, 2012

jarmusch'unuzu nasıl alırsınız?

fazla seçeneğin yok gibi adamım, her zaman o kadar cool ki!


daha saçları bile ağarmamış, -16 yaşında filan olmalı!- ama o ne kendine hakim bir ifadedir yüzündeki. hayatı boyunca hiç heyecanlanmamaya o gece bu fotoğraf çekilirken ant içmiş, rivayet edilir.


carmuş halkı dinliyor. bir kulak verme var, ama kendini kaptırmak? asla.



geceyi dağıtarak bitirenlerin gözdesi. fakat burada kesinlikle fotoğrafı çekenle önceden girilmiş bir iddiayı kazandığına inanıyorum, o bakışı başka türlü açıklamak mümkün değil.



işte ders kitaplarına konulması gereken bir poz. "eğlendir, ama asla gülme."






büyük derbi. itiraf edelim, jarmusch daha doğal.



dinleyici avantajını kullanarak keitel'den bile sakin görünen jarmusch. adamım sende numaralar hiç bitmez mi?






eh ya ne olacaktı...



ege sularını serince süzen bir jarmusch görüyoruz...



napıyorsunuz? sıkıntıdan ekmek mi vuruyorsunuz?



... ve nick cave'den bir jarmusch yorumuyla bitiriyoruz.


çoğunu aparttığım bu görsellerin membaı burası.

Monday, January 30, 2012

%99

Sunday, January 29, 2012

araba sevdası


Bihruz Bey zamanındaki İstanbul’da yaşayan, pek şık giyinmesini seven ve validesinin yardımıyla geçinen, kibirli ve kendini dekolte gören, genç bir beydir. Her yıl olduğu gibi, baharın gelmesiyle Bihruz Bey’in de içi hoş olur ve sık sık gezintilere çıkar. 




Arabasından indiğinde güzel bir lando daha gelir ve içerisinden iki hanım iner. Biri Periveş adında güzel, yirmi yaşlarında, sarışın bir hanım ve diğeri de Bihruz Bey’in sarışın hanımın hizmetkarı sandığı yaşlıca bir kadındır.




Bihruz Bey, Blond diye tabir ettiği sarışın hanıma gönlünü kaptırır. Bu hanımların arkalarından yürür ve hanımların bu yere bir sonraki Cuma geleceklerini öğrense de, gelecekleri saati öğrenmek nasip olmaz. O günden sonra bu sarışın güzel, Bihruz Bey’in aklından hiç çıkmaz.




Bihruz Bey sarışın hanım için bir mektup ve alıntı bir şiir yazıp, gönderir. Fakat daha sonra şiirde anlamını bilmediği bir sözcüğün, ona değil de sarışın yerine esmere hitap ettiğini öğrenince kahrolur. 



Bu sırada borçlarının kabarması üzerine paraya ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden köşkü satmayı düşünse de validesi buna izin vermemektedir. Keyfi Bey ile konuşurken Keyfi Bey’in yalandan söylediği sarışın güzelin (blondun) öldüğü haberini alır. Bunun üzerine Bihruz Bey sanki çok büyük bir aşk yaşamışlar gibi kendini kahreder, günlerce ağlar.





Bihruz Bey’in arabacısı olan Andon bir gün Bihruz Bey’in emri üzerine onu bekler ve Bihruz Bey’in geri dönmemesi üzerine köşke doğru yola koyulur. Bu esnada arabayı çizdirerek ufak bir kaza yapar. 




Bihruz Bey validesinin isteği üzerine İstanbul’dan ayrılmayı düşünürken bir yıl daha burada geçirmeye karar verir. Bu esnada Mösyö Piyer ara sıra gelmekte ve beraber çalışmaktadırlar.





Bir gün Bihruz Bey çarşıda gezerken o sarışını tekrar görür ve "blond"unun çalışanı olarak sandığından aşık olduğu sarışın kadının mezarını öğrenmek maksadıyla hanımın peşine koyulur.




 Sonra da aşık olduğu o sarışın hanımın aslında o çalışan kadın olduğunu ve o gün geldikleri güzel arabayı kiraladıklarını, diğer bir tabir ile zengin olmadıklarını öğrenir. 





Bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi agılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır.




kaynak özet: http://www.forumdas.net/

Wednesday, January 25, 2012

huzur köpekte


tezgah arkası-rasta yanı bir şehirden diğerine sırtta boncuklar bilezikler, sonunda oturacak yer bulmuşken

manzara karşısında uyuklarken hep gittiğin yerde


cin gözlerde hevesli fırça tüylerde



ara sıra öyle bakarken püfür püfür



"ne iş?" desen de kafa kafaya vermekte



garip bir şey dikkatini çekince yol üstünde

Sunday, January 22, 2012

çürüy

(biraz da sağlıksızlaşalım)




pembe yaprakları yandan yandan çürümeye başladığında
berta ufaktan keyif aldığını farketmişti bundan









iyi de bunu etrafına açamazdı, en azından şimdi
uzakta kendi gibi çürüyenler olduğunu duymuştu
hatta kendi arkadaşlarından da birkaçını biliyordu; elisa'yla andrebella'yı
büyük çiftliklerinin nimetlerinden hiç faydalanmadan
etrafa kendilerini kapatıp
tüm gün saksı kenarında böcek izleyen bu iki genç ve
çürüklüklerince güzel kadını






ama artık çürüyeceğini etrafa kabul ettirmesi için
çok nüfuslu raspada komününün
her bir bireyi sağlıktan çatlayan üyelerine rağmen
açıktan açığa çürüdüğünü gururla milletin gözüne sokan
devrimci jilberto'nın cesareti gerekiyordu berta'ya
gazetede her gün boy boy fotoğrafları yayınlanan
çelik bakışlı karizmatik jilberto...






ne yazık ki her çürük jilberto'nun şansını paylaşmıyordu
halası ingrid'i düşündü berta
genç yaşta çürüklüğü etraftan gizlenemez bir hale gelince
ailesinin dışladığı
henüz genç kızlıktan çıkmadan yalnızlığa terkedilen
kimsenin ziyaretine gitmediği
kendi bakımını yapmaktan aciz
ve yavaş yavaş deliren yaşlı ingrid hala.






bu karamsar düşünceleri kafasından atmaya çalıştı berta
zor da olsa evini bırakıp gidebileceğini
(birkaç günlük susuzluğa dayanırdı herhalde,
hele işin ucunda hayatının değişmesi olunca)
hatta yanına daha çürümek için çok küçük olan
ama arkadaşlarıyla oynarken
sürekli boynunu büküp çürük rolü yapan muzip kuzeni
gretta'yi de alabileceğini düşündü
ah küçük, tatlı ve korkusuz gretta!
bu vasat aile için sıradışı bir çocuktu gerçekten






birkaç hafta içinde berta
yolculuk için gerekli parayı bulmuştu
gitme fikrini duyunca sevinçten çıldıran gretta da geliyordu
küçük bir çocukla yolculuk etmek sıkıntılıydı elbet ama
mükafatı ikisi için de büyük olacaktı
hem berta, gretta için gerekirse canını bile verebileceğini düşündü
sınırdaki sağlık kontrollerini atlattıktan sonra
tehlike büyük ölçüde azalacaktı
kalıcı bir yer bulana kadar
ailece çürüme kararı alan ve
bu konuda birbirlerine sonsuz destek olan
fonezza ailesinin yanında kalacaklardı
berta, bu neşeli ve misafirperver insanlarla
çok mutlu birkaç haftanın kendilerini beklediğinden emindi.






şehrin biraz uzağında, gözden uzak olabilecekleri bir kasabada
ve kirli su, zehirli yemek gibi çürüten malzemeler satacağı
daha çok radikallere hitap eden
küçük ve dışarıdan bakıldığında ne olduğu anlaşılmayan
bir dükkan kurup geçinmeyi hayal ediyordu berta
gretta bu iş için daha çok küçüktü ama nasıl olsa,
berta'nın yanında durarak işi öğrenirdi
fakat dükkanı işletmek için mükemmel bir ortak bulabilirdi
artık "deli" lakabıyla anılan lunita!
bu kızcağız varlıklı ailesinin tüm yalvarmalarına rağmen
miras hakkını da elinin tersiyle itip
ailesinin arazisinin hemen dışında
kendi elleriyle bir kulübe inşa edip
günlerini çürüyüp tarımla uğraşarak geçirmeye başlamıştı
evet, gerçekten de çılgındı bu kız,
ve berta'nın sırtı onunlayken asla yere gelmezdi...






artık gitmelerine saatler kalmıştı
ve berta'nın içi içine sığmıyordu
gretta'yı sıkı sıkı tembihlemişti
ağzından birşey kaçırmaması için
doğrusu küçük de epey ketum davranıyordu
berta planlarından yalnızca müller'e bahsetmişti
kendisinden birkaç yaş küçük bu genç ve içine kapanık adam
elinde olmadan çürüyor
ama bundan ne etrafa bahsedecek
ne de kaçıp gidecek cesareti kendinde bulamıyordu
berta'nın ısrarla kendisini de çağırmasına
hüzünlü bir sessizlikle karşılık verebilmişti ancak
berta içinden onun hiçbir baltaya sap olamayacağını
ve çürüklüğünü hep saklamak zorunda kalacağını
üzülerek düşündü
veda ederken sıkı sıkı sarıldılar iki kuzen






müller'in iyi dileklerini kalbinde hissederek yola çıktı berta
küçük gretta'nın elinden sıkı sıkı tutuyordu
ama doğrusu onun buna ihtiyacı yok gibiydi!
kendi azmi ve gretta'nınkini birleştirince
lunita'nın da yoldaşlığıyla
elbet güzel günlere kavuşacaklardı
sonuna kadar zorlanmaya hazırım dedi berta kendi kendine
çabalarının yarısının bile karşılığını alsa
dünyanın en mutlu çürüğü olurdu
kendisine büyük gelen çantasıyla zar zor
ama hırsla yürüyen gretta'yı bir an durdurup ona sarıldı ve yavaşça
"sakın korkma greti, her şey çok güzel olacak," diye fısıldadı.