Sunday, January 29, 2012

araba sevdası


Bihruz Bey zamanındaki İstanbul’da yaşayan, pek şık giyinmesini seven ve validesinin yardımıyla geçinen, kibirli ve kendini dekolte gören, genç bir beydir. Her yıl olduğu gibi, baharın gelmesiyle Bihruz Bey’in de içi hoş olur ve sık sık gezintilere çıkar. 




Arabasından indiğinde güzel bir lando daha gelir ve içerisinden iki hanım iner. Biri Periveş adında güzel, yirmi yaşlarında, sarışın bir hanım ve diğeri de Bihruz Bey’in sarışın hanımın hizmetkarı sandığı yaşlıca bir kadındır.




Bihruz Bey, Blond diye tabir ettiği sarışın hanıma gönlünü kaptırır. Bu hanımların arkalarından yürür ve hanımların bu yere bir sonraki Cuma geleceklerini öğrense de, gelecekleri saati öğrenmek nasip olmaz. O günden sonra bu sarışın güzel, Bihruz Bey’in aklından hiç çıkmaz.




Bihruz Bey sarışın hanım için bir mektup ve alıntı bir şiir yazıp, gönderir. Fakat daha sonra şiirde anlamını bilmediği bir sözcüğün, ona değil de sarışın yerine esmere hitap ettiğini öğrenince kahrolur. 



Bu sırada borçlarının kabarması üzerine paraya ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden köşkü satmayı düşünse de validesi buna izin vermemektedir. Keyfi Bey ile konuşurken Keyfi Bey’in yalandan söylediği sarışın güzelin (blondun) öldüğü haberini alır. Bunun üzerine Bihruz Bey sanki çok büyük bir aşk yaşamışlar gibi kendini kahreder, günlerce ağlar.





Bihruz Bey’in arabacısı olan Andon bir gün Bihruz Bey’in emri üzerine onu bekler ve Bihruz Bey’in geri dönmemesi üzerine köşke doğru yola koyulur. Bu esnada arabayı çizdirerek ufak bir kaza yapar. 




Bihruz Bey validesinin isteği üzerine İstanbul’dan ayrılmayı düşünürken bir yıl daha burada geçirmeye karar verir. Bu esnada Mösyö Piyer ara sıra gelmekte ve beraber çalışmaktadırlar.





Bir gün Bihruz Bey çarşıda gezerken o sarışını tekrar görür ve "blond"unun çalışanı olarak sandığından aşık olduğu sarışın kadının mezarını öğrenmek maksadıyla hanımın peşine koyulur.




 Sonra da aşık olduğu o sarışın hanımın aslında o çalışan kadın olduğunu ve o gün geldikleri güzel arabayı kiraladıklarını, diğer bir tabir ile zengin olmadıklarını öğrenir. 





Bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi agılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır.




kaynak özet: http://www.forumdas.net/

0 comments:

Post a Comment