(biraz da sağlıksızlaşalım)
pembe yaprakları yandan yandan çürümeye başladığında
berta ufaktan keyif aldığını farketmişti bundan
iyi de bunu etrafına açamazdı, en azından şimdi
uzakta kendi gibi çürüyenler olduğunu duymuştu
hatta kendi arkadaşlarından da birkaçını biliyordu; elisa'yla andrebella'yı
büyük çiftliklerinin nimetlerinden hiç faydalanmadan
etrafa kendilerini kapatıp
tüm gün saksı kenarında böcek izleyen bu iki genç ve
çürüklüklerince güzel kadını
ama artık çürüyeceğini etrafa kabul ettirmesi için
çok nüfuslu raspada komününün
her bir bireyi sağlıktan çatlayan üyelerine rağmen
açıktan açığa çürüdüğünü gururla milletin gözüne sokan
devrimci jilberto'nın cesareti gerekiyordu berta'ya
gazetede her gün boy boy fotoğrafları yayınlanan
çelik bakışlı karizmatik jilberto...
ne yazık ki her çürük jilberto'nun şansını paylaşmıyordu
halası ingrid'i düşündü berta
genç yaşta çürüklüğü etraftan gizlenemez bir hale gelince
ailesinin dışladığı
henüz genç kızlıktan çıkmadan yalnızlığa terkedilen
kimsenin ziyaretine gitmediği
kendi bakımını yapmaktan aciz
ve yavaş yavaş deliren yaşlı ingrid hala.
bu karamsar düşünceleri kafasından atmaya çalıştı berta
zor da olsa evini bırakıp gidebileceğini
(birkaç günlük susuzluğa dayanırdı herhalde,
hele işin ucunda hayatının değişmesi olunca)
hatta yanına daha çürümek için çok küçük olan
ama arkadaşlarıyla oynarken
sürekli boynunu büküp çürük rolü yapan muzip kuzeni
gretta'yi de alabileceğini düşündü
ah küçük, tatlı ve korkusuz gretta!
bu vasat aile için sıradışı bir çocuktu gerçekten
birkaç hafta içinde berta
yolculuk için gerekli parayı bulmuştu
gitme fikrini duyunca sevinçten çıldıran gretta da geliyordu
küçük bir çocukla yolculuk etmek sıkıntılıydı elbet ama
mükafatı ikisi için de büyük olacaktı
hem berta, gretta için gerekirse canını bile verebileceğini düşündü
sınırdaki sağlık kontrollerini atlattıktan sonra
tehlike büyük ölçüde azalacaktı
kalıcı bir yer bulana kadar
ailece çürüme kararı alan ve
bu konuda birbirlerine sonsuz destek olan
fonezza ailesinin yanında kalacaklardı
berta, bu neşeli ve misafirperver insanlarla
çok mutlu birkaç haftanın kendilerini beklediğinden emindi.
şehrin biraz uzağında, gözden uzak olabilecekleri bir kasabada
ve kirli su, zehirli yemek gibi çürüten malzemeler satacağı
daha çok radikallere hitap eden
küçük ve dışarıdan bakıldığında ne olduğu anlaşılmayan
bir dükkan kurup geçinmeyi hayal ediyordu berta
gretta bu iş için daha çok küçüktü ama nasıl olsa,
berta'nın yanında durarak işi öğrenirdi
fakat dükkanı işletmek için mükemmel bir ortak bulabilirdi
artık "deli" lakabıyla anılan lunita!
bu kızcağız varlıklı ailesinin tüm yalvarmalarına rağmen
miras hakkını da elinin tersiyle itip
ailesinin arazisinin hemen dışında
kendi elleriyle bir kulübe inşa edip
günlerini çürüyüp tarımla uğraşarak geçirmeye başlamıştı
evet, gerçekten de çılgındı bu kız,
ve berta'nın sırtı onunlayken asla yere gelmezdi...
artık gitmelerine saatler kalmıştı
ve berta'nın içi içine sığmıyordu
gretta'yı sıkı sıkı tembihlemişti
ağzından birşey kaçırmaması için
doğrusu küçük de epey ketum davranıyordu
berta planlarından yalnızca müller'e bahsetmişti
kendisinden birkaç yaş küçük bu genç ve içine kapanık adam
elinde olmadan çürüyor
ama bundan ne etrafa bahsedecek
ne de kaçıp gidecek cesareti kendinde bulamıyordu
berta'nın ısrarla kendisini de çağırmasına
hüzünlü bir sessizlikle karşılık verebilmişti ancak
berta içinden onun hiçbir baltaya sap olamayacağını
ve çürüklüğünü hep saklamak zorunda kalacağını
üzülerek düşündü
veda ederken sıkı sıkı sarıldılar iki kuzen
müller'in iyi dileklerini kalbinde hissederek yola çıktı berta
küçük gretta'nın elinden sıkı sıkı tutuyordu
ama doğrusu onun buna ihtiyacı yok gibiydi!
kendi azmi ve gretta'nınkini birleştirince
lunita'nın da yoldaşlığıyla
elbet güzel günlere kavuşacaklardı
sonuna kadar zorlanmaya hazırım dedi berta kendi kendine
çabalarının yarısının bile karşılığını alsa
dünyanın en mutlu çürüğü olurdu
kendisine büyük gelen çantasıyla zar zor
ama hırsla yürüyen gretta'yı bir an durdurup ona sarıldı ve yavaşça
"sakın korkma greti, her şey çok güzel olacak," diye fısıldadı.
pembe yaprakları yandan yandan çürümeye başladığında
berta ufaktan keyif aldığını farketmişti bundan
iyi de bunu etrafına açamazdı, en azından şimdi
uzakta kendi gibi çürüyenler olduğunu duymuştu
hatta kendi arkadaşlarından da birkaçını biliyordu; elisa'yla andrebella'yı
büyük çiftliklerinin nimetlerinden hiç faydalanmadan
etrafa kendilerini kapatıp
tüm gün saksı kenarında böcek izleyen bu iki genç ve
çürüklüklerince güzel kadını
ama artık çürüyeceğini etrafa kabul ettirmesi için
çok nüfuslu raspada komününün
her bir bireyi sağlıktan çatlayan üyelerine rağmen
açıktan açığa çürüdüğünü gururla milletin gözüne sokan
devrimci jilberto'nın cesareti gerekiyordu berta'ya
gazetede her gün boy boy fotoğrafları yayınlanan
çelik bakışlı karizmatik jilberto...
ne yazık ki her çürük jilberto'nun şansını paylaşmıyordu
halası ingrid'i düşündü berta
genç yaşta çürüklüğü etraftan gizlenemez bir hale gelince
ailesinin dışladığı
henüz genç kızlıktan çıkmadan yalnızlığa terkedilen
kimsenin ziyaretine gitmediği
kendi bakımını yapmaktan aciz
ve yavaş yavaş deliren yaşlı ingrid hala.
bu karamsar düşünceleri kafasından atmaya çalıştı berta
zor da olsa evini bırakıp gidebileceğini
(birkaç günlük susuzluğa dayanırdı herhalde,
hele işin ucunda hayatının değişmesi olunca)
hatta yanına daha çürümek için çok küçük olan
ama arkadaşlarıyla oynarken
sürekli boynunu büküp çürük rolü yapan muzip kuzeni
gretta'yi de alabileceğini düşündü
ah küçük, tatlı ve korkusuz gretta!
bu vasat aile için sıradışı bir çocuktu gerçekten
birkaç hafta içinde berta
yolculuk için gerekli parayı bulmuştu
gitme fikrini duyunca sevinçten çıldıran gretta da geliyordu
küçük bir çocukla yolculuk etmek sıkıntılıydı elbet ama
mükafatı ikisi için de büyük olacaktı
hem berta, gretta için gerekirse canını bile verebileceğini düşündü
sınırdaki sağlık kontrollerini atlattıktan sonra
tehlike büyük ölçüde azalacaktı
kalıcı bir yer bulana kadar
ailece çürüme kararı alan ve
bu konuda birbirlerine sonsuz destek olan
fonezza ailesinin yanında kalacaklardı
berta, bu neşeli ve misafirperver insanlarla
çok mutlu birkaç haftanın kendilerini beklediğinden emindi.
şehrin biraz uzağında, gözden uzak olabilecekleri bir kasabada
ve kirli su, zehirli yemek gibi çürüten malzemeler satacağı
daha çok radikallere hitap eden
küçük ve dışarıdan bakıldığında ne olduğu anlaşılmayan
bir dükkan kurup geçinmeyi hayal ediyordu berta
gretta bu iş için daha çok küçüktü ama nasıl olsa,
berta'nın yanında durarak işi öğrenirdi
fakat dükkanı işletmek için mükemmel bir ortak bulabilirdi
artık "deli" lakabıyla anılan lunita!
bu kızcağız varlıklı ailesinin tüm yalvarmalarına rağmen
miras hakkını da elinin tersiyle itip
ailesinin arazisinin hemen dışında
kendi elleriyle bir kulübe inşa edip
günlerini çürüyüp tarımla uğraşarak geçirmeye başlamıştı
evet, gerçekten de çılgındı bu kız,
ve berta'nın sırtı onunlayken asla yere gelmezdi...
artık gitmelerine saatler kalmıştı
ve berta'nın içi içine sığmıyordu
gretta'yı sıkı sıkı tembihlemişti
ağzından birşey kaçırmaması için
doğrusu küçük de epey ketum davranıyordu
berta planlarından yalnızca müller'e bahsetmişti
kendisinden birkaç yaş küçük bu genç ve içine kapanık adam
elinde olmadan çürüyor
ama bundan ne etrafa bahsedecek
ne de kaçıp gidecek cesareti kendinde bulamıyordu
berta'nın ısrarla kendisini de çağırmasına
hüzünlü bir sessizlikle karşılık verebilmişti ancak
berta içinden onun hiçbir baltaya sap olamayacağını
ve çürüklüğünü hep saklamak zorunda kalacağını
üzülerek düşündü
veda ederken sıkı sıkı sarıldılar iki kuzen
müller'in iyi dileklerini kalbinde hissederek yola çıktı berta
küçük gretta'nın elinden sıkı sıkı tutuyordu
ama doğrusu onun buna ihtiyacı yok gibiydi!
kendi azmi ve gretta'nınkini birleştirince
lunita'nın da yoldaşlığıyla
elbet güzel günlere kavuşacaklardı
sonuna kadar zorlanmaya hazırım dedi berta kendi kendine
çabalarının yarısının bile karşılığını alsa
dünyanın en mutlu çürüğü olurdu
kendisine büyük gelen çantasıyla zar zor
ama hırsla yürüyen gretta'yı bir an durdurup ona sarıldı ve yavaşça
"sakın korkma greti, her şey çok güzel olacak," diye fısıldadı.





0 comments:
Post a Comment